Felsefe İle İlgili Çıkmış Sorular - Forum - Felsefe İle İlgili Çıkmış Sorular - Forum
Merhaba Ziyaretçi !
Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek İçin:
Oturum Açın veya Ücretsiz Kaydolun
 
[ Yeni Konular · Üyeler · Forum Kuralları · Arama · RSS ]
Page 1 of 11
Forum » Paylaşalım ! » Ders Konuları & Anlatımlar & Ders Kitapları » Felsefe İle İlgili Çıkmış Sorular
Felsefe İle İlgili Çıkmış Sorular
OzKn07 Tarih: Per, 13-Ocak-2011, 06:09:50 | Mesaj # 1
Admin
Grup: Adminstrator
Mesajlar: 827
Ödüller: 11
Rep Puanı: 80
Statü: Offline
Felsefenin Bölümleri (Bilgi Felsefesi) – 7 soru

1. – Locke’a göre insan zihninde doğuştan gelen hiçbir bilgi yoktur. Her türlü bilgi, gözlem ve duyuların kullanımı sonucunda oluşur.
– Platon’a göre ise bilgi hatırlamaktır. Çünkü insanlar bilgileri deneyle elde etmezler, bilgiler insan zihninde doğuştan yer alır.
Yukarıda Locke ve Platon’un bilgi felsefesinin hangi temel sorusuna verdiği cevaplar yer almaktadır?

A) Bilimsel açıklama nasıl olmalıdır?
B) Doğru bilginin ölçütü nedir?
C) Bilginin sınırları nelerdir?
D) Bilginin kaynağı nedir?
E) Bilimsel bilginin değeri nedir?

“Locke”, insan zihninde doğuştan gelen hiçbir bilgi yoktur” derken, bilginin kaynağı olarak gözlem ve duyuları göstermektedir. Platon, “Bilgi hatırlamaktır” derken, bilginin kaynağı olarak insan zihnini göstermektedir. Buna göre parçada, Locke ve Platon “Bilginin kaynağı nedir?” sorusuna cevap aramaktadır. Locke’a göre bilginin kaynağı gözlem ve deneydir; Platon’a göre doğuştan insan zihninde yer alanlardır.

2. Dünyada olup bitenlerin doğru veya yanlış olması söz konusu değildir. Doğruluk düşüncelerin, yargıların, önermelerin bir özelliğidir. Doğruluğun ölçütü de bir tasarının ele aldığı nesneye ne derece uygun olduğudur. Yani bir bilgi ele aldığı gerçeği olduğu gibi yansıtıyorsa doğru, yansıtmıyorsa yanlıştır.
Bu görüşe göre doğru nedir?

A) Düşüncenin gerçekle uyuşmasıdır.
B) Yaşamda işe yarayanların bilgisidir.
C) Zihindeki tasarımlar arasındaki tutarlılıktır.
D) Aklın kavramlarıyla kanıtlanmış önermelerdir.
E) Gözlem ve deneye dayalı açıklamalardır.

Gerçeğe uygun olan, onu kendisinde olduğu gibi yansıtan önermeler doğrudur. “Sokrates rasyonalist bir filozoftur.” yargısının doğruluğu, yargının gerçekte var olan bir şeyi belirtmesine yani Sokrates’in rasyonalist olmasına bağlıdır. Buna göre, düşüncenin gerçekle uyuşması “doğru”yu ifade eder.

3. De**y’e göre, insanın bilgi edinme eylemi bir sorunla karşılaştığı anda başlar. Örneğin, ormanda kaybolan bir kişi yolunu bulmak için yoğun bir biçimde düşünmeye başlar. Güneşin ve arazinin durumu, şimdiye kadar yürüdüğü yön gibi verileri hesaba katarak bir çözüm, bir bilgi üretir. Eğer ürettiği çözüm ormandan kurtulmasını sağlıyorsa bilgi doğru, sağlamıyorsa yanlıştır.
Bu parçaya göre, De**y bilgi edinmede aşağıdakilerden hangisinin önemini vurgulamaktadır?

A) Bilen birine danışmanın
B) Soru sormanın
C) Sezgilerden yararlanmanın
D) Şüphe etmenin
E) Problem çözmenin

Parçada, bilginin doğru ya da yanlış olması, o bilginin işe yaramasına veya problemi çözmesine bağlanmıştır. Ormanda kaybolan kişinin, ormandan çıkmasını sağlayan bilgi doğru kabul edilmiştir.

4. Gerçeklik, düşünülen ya da zihinde tasarlanan değil, somut ve bilinçten bağımsız olarak var olandır.
Bu tanıma göre, aşağıdakilerden hangisi bir “gerçeklik” örneği değildir?

A) Bir kalp hastasının tedavisinde kullanılan ilaç
B) Haberleşmede kullanılan telgraf makinesi
C) Picasso’nun bir müzede sergilenen tabloları
D) Bir çemberin alanını hesaplamada kullanılan  (pi) sayısı
E) Bir fabrikanın çevre kirliliğine yol açan atıkları

Gerçeklik, düşünülen ya da tasarlanan değil, somut ve bilinçten bağımsız var olan olarak tanımlanmıştır.  (pi) sayısı soyut olduğundan ve bilinçten bağımsız olmadığından gerçeklik kaps***** girmez, ancak düşüncede vardır.

5. Gazâli’ye göre duyular da akıl da yanıltıcıdır; onlara dayanarak mutlak gerçeğe ulaşmak olanaksızdır. Mutlak gerçeği apaçık biçimde kavramanın yolu gönülden geçer. Duyuların ve aklın bize veremeyeceği bu bilgiye, ancak gönül gözüyle ulaşabiliriz.
Gazâli’nin bu düşüncesine dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

A) Gerçek ideasından pay alanlar dışında, hiçbir şey doğru değildir.
B) Gerçek, gözlem ve deneyler yoluyla kavranabilir.
C) Gerçek ancak mistik bir görü ile sezilebilir.
D) Gerçeğe insanın özüne ait olan öğelerle ulaşılamaz.
E) Gerçek, anlama yetisinin kategorileri aracılığıyla kavranır.

AHLAK FELSEFESİ
Felsefenin Bölümleri (Ahlâk Felsefesi) – 6 soru

1. Devletin yönetim şekli ister teokratik, ister monarşik, ister oligarşik, ister demokratik olsun; yalan söylememek, aileyi korumak ve çocukları eğitmek, zorda kalan kimselere yardım etmek, doğayı sevmek ve korumak gibi ahlak kuralları hemen hemen her toplumda, her zaman görülür.
Bu cümlede, ahlak kurallarının hangi yönü vurgulanmaktadır?

A) Evrensel olmaları
B) İnsanlar arası etkileşimi sağlamaları
C) Toplumsal değişmeyi sağlamaları
D) Yaptırım gücüne sahip olmaları
E) Toplum düzeninin korunmasına katkıda bulunmaları

Ahlâk kuralları, yönetim şekillerinden bağımsız olarak her toplumda ve her zaman görülüyorsa, bu ahlâk kurallarının, her yerde ve her zaman var olması bakımından “evrensel” olduğunu gösterir.

2. Vicdan, insanın kendi davranışlarının ahlâkça değerli olup olmadığına karar vermesine yardımcı olan bir hakemdir. Bu yeti sayesinde insan, yapıp ettiklerinin toplumda var olan değerlere uygunluğu açısından yargıya varır.
Bu görüşe göre, vicdan aşağıdakilerden hangisi konusunda yargıya varılmasına yardımcı olur?

A) Doğal veya doğaüstü olay
B) Güzel veya çirkin nesne
C) Doğru veya yanlış bilgi
D) İyi veya kötü eylem
E) Basit veya karmaşık görüş
(1999 - ÖSS)

Vicdan yetisi, insanın kendi yapıp ettiklerinin, toplumdaki ahlâki değerlere uygunluğu açısından iyi veya kötü eylem şeklinde yargıya varılmasında yardımcı olur. Çünkü “iyi” ve “kötü”, ahlâk davranışlarına ait yargıyı ifade eder. Vicdan da, iyi ve kötünün değerlendirilmesinde hakem rolü oynar.

3. Bir düşünüre göre ahlâki değerler doğru ya da yanlışı, bireylerin kanılarından bağımsız olarak belirler. Örneğin “**dürmek kötüdür.” yargısı, tıpkı “Üçgenin iç açılarının toplamı 180° dir.” yargısı gibi, doğruluğu insanların duygu ve eğilimlerine göre değişmeyen bir yargıdır.
Bu düşünür, ahlâk değerlerinde hangi özelliğin bulunduğunu öne sürmektedir?

A) Erdemli yaşamanın bir aracı olma
B) Tanımlanamaz nitelikte olma
C) Zamanla değişme
D) Nesnel olma
E) İnsanlar arasındaki ilişkileri yönlendirme
(1999 - ÖSS)

Ahlâki değerlerin doğruluğunun bireylerin kanılarından bağımsız olduğunu, duygu ve eğilimlere göre değişmediğini belirten düşünür, ahlâk değerlerinde nesnel olma özelliğinin bulunduğunu öne sürmektedir. “**dürmek kötüdür” gibi ahlâk yargısının nesnel oluşunu, “Üçgenin iç açılarının toplamı 180°C dir.” şeklindeki nesnel bir yargıyla karşılaştırarak örneklendirmektedir.

4. Faydacı ahlak anlayışına göre, en çok sayıda insana en büyük ölçüde mutluluk sağlayan eylem, ahlaki bakımdan doğru eylemdir. Dolayısıyla bir eylemi doğru veya yanlış olarak değerlendirmek için öncelikle o eylemin, ilgili kişilerin tümüne sağladığı hazlara ve getirdiği acılara bakmak gerekir.
Bu parçaya göre, faydacı ahlak anlayışı bir eylemin ahlaki bakımdan doğru olup olmadığını değerlendirirken aşağıdakilerden hangisini ölçüt alır?

A) Eylemin sonuçlarını
B) Eylemde bulunan kişilerin niteliklerini
C) Eylemin hangi koşullarda gerçekleştirildiğini
D) Toplumun eylemde bulunan kişiye karşı tutumunu
E) Eylemin hangi amaçla yapıldığını
(2000 - ÖSS)

Faydacı ahlak anlayışı, bir eylemi değerlendirirken, eylemin sonucunda ortaya çıkacak olan hazzı, acıyı, mutluluğu esas almaktadır. Dolayısıyla bu ahlak anlayışında, bir eylemin ahlaki bakımdan değeri, doğru olup olmadığı belirlenirken eylemin sonuçları ölçüt alınmaktadır.

5. Erdemli insan, yalnızca erdemli olma özelliklerini taşıyıp bunun bilincinde olan insan değildir; eylemleriyle de sahip olduğu erdemleri yansıtabilmelidir. Çağımızda, erdemler üzerine konuşulup, erdemli olmaya ait bilgiler üretilmesine karşın, insanların eylemleri ve sözleri birbirini tutmamaktadır. Erdemli insan, bilgisi ile yaptığı, düşüncesi ile eylemi arasında boşluk olmayan insandır.
Bu parçada erdemin hangi yönü vurgulanmaktadır?

A) Gözlemlenebilmesinin çok zor olduğu
B) Eylem alanına da taşınması gerektiği
C) Ancak bilgili kimselerin sahip olabileceği
D) Sonucunun kişiye bir başarı olarak dönmesi geREKİR

Bilgi Felsefesi

1. – Locke’a göre insan zihninde doğuştan gelen hiçbir bilgi yoktur. Her türlü bilgi, gözlem ve duyuların kullanımı sonucunda oluşur.
– Platon’a göre ise bilgi hatırlamaktır. Çünkü insanlar bilgileri deneyle elde etmezler, bilgiler insan zihninde doğuştan yer alır.
Yukarıda Locke ve Platon’un bilgi felsefesinin hangi temel sorusuna verdiği cevaplar yer almaktadır?
A) Bilimsel açıklama nasıl olmalıdır?
B) Doğru bilginin ölçütü nedir?
C) Bilginin sınırları nelerdir?
D) Bilginin kaynağı nedir?
E) Bilimsel bilginin değeri nedir?
(1995-ÖYS)

2. Dünyada olup bitenlerin doğru veya yanlış olması söz konusu değildir. Doğruluk düşüncelerin, yargıların, önermelerin bir özelliğidir. Doğruluğun ölçütü de bir tasarının ele aldığı nesneye ne derece uygun olduğudur. Yani bir bilgi ele aldığı gerçeği olduğu gibi yansıtıyorsa doğru, yansıtmıyorsa yanlıştır.
Bu görüşe göre doğru nedir?
A) Düşüncenin gerçekle uyuşmasıdır.
B) Yaşamda işe yarayanların bilgisidir.
C) Zihindeki tasarımlar arasındaki tutarlılıktır.
D) Aklın kavramlarıyla kanıtlanmış önermelerdir.
E) Gözlem ve deneye dayalı açıklamalardır.
(1997-ÖYS)

3. De**y’e göre, insanın bilgi edinme eylemi bir sorunla karşılaştığı anda başlar. Örneğin, ormanda kaybolan bir kişi yolunu bulmak için yoğun bir biçimde düşünmeye başlar. Güneşin ve arazinin durumu, şimdiye kadar yürüdüğü yön gibi verileri hesaba katarak bir çözüm, bir bilgi üretir. Eğer ürettiği çözüm ormandan kurtulmasını sağlıyorsa bilgi doğru, sağlamıyorsa yanlıştır.
Bu parçaya göre, De**y bilgi edinmede aşağıdakilerden hangisinin önemini vurgulamaktadır?
A) Bilen birine danışmanın
B) Soru sormanın
C) Sezgilerden yararlanmanın
D) Şüphe etmenin
E) Problem çözmenin
(1995-ÖYS)

4. Gerçeklik, düşünülen ya da zihinde tasarlanan değil, somut ve bilinçten bağımsız olarak var olandır.
Bu tanıma göre, aşağıdakilerden hangisi bir “gerçeklik” örneği değildir?
A) Bir kalp hastasının tedavisinde kullanılan ilaç
B) Haberleşmede kullanılan telgraf makinesi
C) Picasso’nun bir müzede sergilenen tabloları
D) Bir çemberin alanını hesaplamada kullanılan pi sayısı
E) Bir fabrikanın çevre kirliliğine yol açan atıkları
(1994-ÖYS)

5. Gazâli’ye göre duyular da akıl da yanıltıcıdır; onlara dayanarak mutlak gerçeğe ulaşmak olanaksızdır. Mutlak gerçeği apaçık biçimde kavramanın yolu gönülden geçer. Duyuların ve aklın bize veremeyeceği bu bilgiye, ancak gönül gözüyle ulaşabiliriz.
Gazâli’nin bu düşüncesine dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
A) Gerçek ideasından pay alanlar dışında, hiçbir şey doğru değildir.
B) Gerçek, gözlem ve deneyler yoluyla kavranabilir.
C) Gerçek ancak mistik bir görü ile sezilebilir.
D) Gerçeğe insanın özüne ait olan öğelerle ulaşılamaz.
E) Gerçek, anlama yetisinin kategorileri aracılığıyla kavranır.
(1998-ÖYS)

6 İnsan hiçbir şeyi, hatta kendi şüphesini bile onaylamamalıdır.
Bir Septik düşünüre ait olan bu sözlerle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Her şeyden şüphe etmek gerçeğe ulaşmayı engeller.
B) İnsan hiçbir şey hakkında tek başına karar vermemelidir.
C) Gerçek bilinemeyeceği için hiçbir şey hakkında hüküm vermemelidir.
D) İnsan bilmediği şeyleri öğrenmeye çalışmalıdır.
E) İnsan onayladığı şeylerden artık şüphe etmemelidir.
(1990-ÖYS)

7.Filozofların ilahiyat konusunda genel,zorunlu,doğru ve apaçık önermeleri olmadığını ortaya koyan,Tanrı hakkındaki gerçek bilgiye filozofların yaptığı gibi çıkarımlar yoluyla değil,Tanrı'yı içinde duyarak ulaşılabileceğini söyleyen,Tahafut(Tutarsızlık)a dlı yapıtıyla tanınan İslam düşünürü kimdir?
A)İbn-i Rüşd
B)Gazali
C)İbn-i Sina
D)Farabi
E)Sühreverdi
(1990-ÖYS)

8.Şüpheci (Septik) filozoflardan Pyrrhon’a göre:
– Duyular ve akıl bize nesneleri olduğu gibi değil, göründükleri gibi yansıtırlar.
– Her şey için, eşit güce sahip ve birbirinin karşıtı olan iki ayrı kanıt ileri sürülebilir;
– Bu iki nedenden ötürü her türlü mutlak yargı ve değerlendirmeden kaçınılmalıdır.
Pyrrhon’un bu görüşlerinin dayandığı varsayım aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kesin yargıya ancak şüphe ederek ulaşılabilir.
B) Kesin bilgiye ulaşmak olanaksızdır.
C) Her filozof, kendinden önceki bilgi birikimini sorgulamalıdır.
D) Her türlü bilginin kaynağı sezgidir.
E) Yanlışlığı kanıtlanmadığı sürece her bilgi doğrudur.
(1995-ÖYS)

9.Dünyada olup bitenlerin doğru veya yanlış olması söz konusu değildir. Doğruluk düşüncelerin, yargıların, önermelerin bir özelliğidir. Doğruluğun ölçütü de bir tasarının ele aldığı nesneye ne derece uygun olduğudur. Yani bir bilgi ele aldığı gerçeği olduğu gibi yansıtıyorsa doğru, yansıtmıyorsa yanlıştır.
Bu görüşe göre doğru nedir?
A) Düşüncenin gerçekle uyuşmasıdır.
B) Yaşamda işe yarayanların bilgisidir.
C) Zihindeki tasarımlar arasındaki tutarlılıktır.
D) Aklın kavramlarıyla kanıtlanmış önermelerdir.
E) Gözlem ve deneye dayalı açıklamalardır.
(1997-ÖYS)

10.Timon;
• Nesneler gerçekte nasıldır?
• Nesneler karşısındaki tutumumuz ne olmalıdır?
sorularını sırasıyla,
• Nesnelerin gerçek yapısı kavranamaz.
• Nesneler karşısında yargıdan kaçınmalıyız.
şeklinde cevaplamaktadır.
Timon’un bu cevapları, onun, felsefe tarihinde hangi görüşün temsilcisi olduğunun göstergesidir?
A) Materyalizm B) Dogmatizm C) Sezgicilik
D) Şüphecilik E) Bencillik
(1997-ÖYS)

11.Kant, bilme sürecinde aklın ve deneyin katkılarını ortaya koyabilmek için aklı “mahkemeye çıkarır”. Amacı, aklın sınırlarını, neleri bileceğini ve bilemeyeceğini belirlemektir. Ancak, burada sorgulayan da sorgulanan da akıldır.
Bu parçada Kant’ın hangi düşüncesi söz konusu edilmektedir?
A) Anlama yetisinin sonsuzluğu
B) Metafiziğin savaş alanı
C) Aklın kendi kendini eleştirmesi
D) Fenomenlerin bilgisinin eleştirilmesi
E) Nesnelliğin yanıltıcılığı
(1997-ÖYS)

12.İlkçağ düşünürlerinden biri olan Xenophanes mitolojiyi eleştirerek şöyle demiştir : “İnsanlar sanıyorlar ki tanrılar da kendileri gibi doğmuşlardır, kendileri gibi giyinirler ve kendileri ile aynı biçimdedirler. Nitekim Habeşler tanrılarını kendileri gibi kara ve yassı burunlu, Trakyalılar ise sarışın ve mavi gözlü olarak düşünürler. Bu düşünceyi biraz daha ileriye götürerek diyebiliriz ki atların, aslanların elleri olup da resim yapabilselerdi atlar tanrılarını at gibi, aslanlar da aslan gibi çizerlerdi.”
Xenophanes bu sözleriyle aşağıdakilerden hangisini eleştirmektedir?
A) İnsanların, tanrı düşüncesini kendi özellikleriyle sınırlamasını
B) İnsanların tek bir tanrı ideali üzerinde birleşememesini
C) Tanrıların insanüstü güçlerinin olduğunun düşünülmesini
D) İnsanların ibadet biçimlerinin birbirinden farklı olmasını
E) Hayvanların, tanrı tasarımının dışında tutulmasını
(1998 - ÖSS)

13.Hegel'e göre felsefe,nesnelerin düşünceyle görülmesi,düşünceyle ele alınmasıdır.Düşünme kendi kendisiyle beslenir;dışarıdan sağlanacak bir gerece gerek yoktur.Hegel gerçeğe,deneye hiç başvurmadan düşünceyle ulaşmaya çalışır.
Hegel'in bu yaklaşımında temel aldığı görüş aşağıdakilerden hangisidir?
A)Bilginin kaynağı duyumlar değil,akıldır.
B)Doğuştan gelen hiçbir kavram yoktur,tüm kavramlar yaşantılar yoluyla kazanılar.
C)Bilgi ancak mistik bir sezgi ile elde edilir.
D)Düşünme yetisi bireyin algıladıklarıyla sınırlıdır.
E)Düşünce yalnızca bir eylem aracıdır ve ancak bir araç olarak değer taşır.
(1999-ÖSS)

14.Sokrates, konuşmalarında, kendisinin hiçbir şey bilmediği gerekçesiyle, karşısındaki kişiye sorular yöneltir. Bu sorular ve onlara aldığı cevaplarla, önce, o kişinin ortaya koyduğu düşüncenin üstünkörülüğünü, temelsizliğini gösterir. Sorularına devam ederek, konuştuğu kişinin doğru düşünceye ulaşmasına yardımcı olur. Kendi deyişiyle “ruhta uyku halinde bulunan düşünceleri doğurtmaya” uğraşır.
Sokrates’in bu yaklaşımının temelinde aşağıdaki görüşlerden hangisi vardır?
A) Bilgiye, o konuda uzman kişilerin görüşleri alınarak ulaşılır.
B) Bilgi, karşıt görüşlerin uzlaştırılmasıyla oluşur.
C) Saklı olan doğrular, insanın sorgulama yoluyla düşündürülmesi sonucu ortaya çıkar.
D) Apaçık olmayan gerçeklere, erdemli kişiler gibi, erdemsiz kişiler de ulaşabilir.
E) Doğrular, duyularımızın ve aklımızın kavrayabilme gücüyle sınırlıdır.
(1999 - ÖSS)

15.Bir düşünür, duyuları küçümseyen salt akılcı görüşe karşı, duyuların ağzından şöyle söylemektedir: "Zavallı akıl, beni çürütmek için dayandığın kanıtları yine benden alıyorsun."
Düşünürün bu sözle anlatmak istediği aşağıdakilerden hangisidir?
A) İnsan, duyularından gelen bilgiyi edilgen biçimde almaz; onları şüphenin ve aklın süzgecinden geçirerek yorumlar.
B) Duyulardan gelen bilginin doğru olup olmadığını, yine duyulardan gelen başka bilgilerin kullanılmasıyla anlaşılır.
C) Duyular, duyu organlarına yani bedenimize bağlı olduğu için sınırlıdır; akıl ise maddesel olmadığı için sınırsızdır.
D) Duyular bize olayların gerçek nedenlerini söyleyemez; olayların özü ancak akılla kavranabilir.
E) Doğadaki her şey, duyularla algılanması olanaksız olan ve hiçbir zaman değişmeyen birlik maddeden oluşmuştur.
(1999-ÖSS)

16.Gerçek sadece deneyimde vardır, hem de sadece herkesin kendi deneyiminde. Bu deneyimler, bir başkasına nakledildiği an öyküye dönüşür. Olaylardaki gerçeği, kesin gerçeği ispatlama olanağı yoktur. Olsa da bundan kaçınmak gerekir. Hayatın gerçekliği konusunu tartışmayı filozoflara bırakmalıyız. Gerçek olan, benim şu an denizin kıyısında oturuyor olmam, ay ışığının yansımasını denizin sularında görmem Gerçek olan benim.
Bu parçadan aşağıdaki sonuçların hangisi çıkarılamaz?
A) Yaşantıların öznel olduğu
B) Gerçekliğin, yaşadıklarımızı fark etmemizle ilgili olduğu
C) Gerçeğe ancak yaşayarak ulaşılabileceği
D) Yaşanılanların başkasına aynen aktarılamayacağı
E) Gerçekliği filozofların dışında kimsenin anlayamayacağı
(2003-ÖSS)

17.En büyük bilgi, bildiklerimizden başka bilgilerin de olduğunu bilmektir.
Bu cümlede savunulan görüş aşağıdakilerden hangisiyle paralellik gösterir?
A) İnsan, aklıyla her şeyi bilebilir.
B) Bilgiler bizim bildiklerimizle sınırlı değildir.
C) En doğru bilgi, işimize en çok yarayan bilgidir.
D) Doğru bilgiye yalnızca sezgilerle ulaşılamaz.
E) Güvenilir bilgiler kendi deneyimlerimizden edindiklerimizdir.
(2003-ÖSS)

18.Dünyanın ya da bilimin bana herhangi bir felsefi sorunun sunacağını sanmıyorum. Bana felsefi sorunlar sunan, diğer filozofların dünya ya da bilim hakkındaki yorumlarıdır. Genelde iki tür sorunla ilgileniyorum: Birincisi filozofun ne demek istediğini tam ve doğru olarak kavramak, ikincisi de söylediklerinin doğruluğuyla ilgili doyurucu dayanak olup olmadığını bulmak.
Bu parçada sözü edilen iki sorun, sırasıyla aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?
A) Anlama – Temellendirme
B) Doğrulama – Yanlışlama
C) Açıklama – Anlama
D) Yorumlama – Tanımlama
E) Öndeyide bulunma – Açıklama
(2003-ÖSS)

19.Varlıklar, sizin onlar karşısında duruşlarınıza göre gösteriyorlar kendilerini. Önümdeki bir demet gül, ona bir botanik uzmanı olarak yaklaştığımda kendini botanik biliminin kavramlarıyla sunar. Bir teorik fizikçi olarak atomlardan, fotonlardan, kuarklardan oluşan bir madde olarak verir kendini. Öte yandan, bir ressam ya da bir şairsem ne denli farklı “yüzleriyle” sunacaktır kendini.
Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?
A) Her varlık kendini diğer varlıklardan farklı gösterir.
B) Doğru bilgi, varlığı yansıtan bilgidir.
C) Bilimler, varlığın özünü anlamamızı kolaylaştırır.
D) Varlığın algılanışı, algılayana bağlıdır.
E) Kişisel tutumlar varlığın özünü değiştirir.
(2004-ÖSS)

20.Birkaç yıl önceydi, bir duvara doğru yürüyordum. Baktım hırpani biri bana doğru geliyor. ;Kim bu kılıksız, tuhaf adam?; dedim kendi kendime. Sonra bir de baktım, duvar meğer aynaymış; kendime bakıyormuşum.
O adam birden ince, zarif, üzerinden anlayışlılık
akan biri olup çıkıverdi.
Bu parçada anlatılan durum, aşağıdakilerden hangisine bir örnektir?
A) Bilgilerimizin dış dünyayı ayna gibi yansıttığına
B) Algıların duruma bağlı değerlendirmeler olduğuna
C) Aklın bilgilerimizin tek kaynağı olduğuna
D) Nesnel bilginin evrensel bilgi olduğuna
E) Var olmanın algılanmakla eşdeğer olduğuna
(2005-ÖSS)

21.Arabamın motoru çalışmıyor. Tamirciye gösterip
"Karbüratörde ne var?" diye sorduğumda, Hiç diyor. Bunun bir önerme olduğunu kabul edersek, bu önerme doğru olabilir mi? Elbette doğru olabilir. Ama bir önerme doğruysa gerçekliğin de onun söylediği gibi olması gerekir. Doğruluğun tanımı bu. Öyleyse karbüratörde bir hiç olması gerekir.
Bu parçaya göre, doğru önermede bulunması gereken özellik aşağıdakilerden hangisidir?
A) İfadesinin kısa ve basit olması
B) Yanlış yoruma kapalı olması
C) Akla uygun olması
D) Gerçeğe uygun olması
E) Duruma göre değişebilmesi
(2005-ÖSS)

22.Kaf Dağı'nın ardında Zümrüdüanka kuşu var mı yok mu? Var dediğimizde de yok dediğimizde de fark etmiyorsa bunu bilmenin benim için önemi yoktur. Bununla birlikte,Kaf Dağı var, onun ardında da Zümrüdüanka kuşu var diyorsam ve bu bilgiler benim işime yarıyorsa bunlar doğrudur.
Bunları söyleyen kişinin görüşü, bilgi kuramıyla ilgili aşağıdaki yaklaşımlardan hangisine uymaktadır?
A) Kuşkuculuk B) Pragmatizm C) Empirizm
D) Sezgicilik E) Fenomenolojizm
(2006-ÖSS)

23..Bizim varlık düzenimiz nesneleri kendine uydurur, her
şeyi kendine göre değiştirir. Aslında dünyanın ne olduğunu
bilemez oluruz, çünkü her şey bize duyularımızla
bozulmuş, aslından ayrılmış olarak gelir. Pergel,
gönye, cetvel bozuk oldu mu onlara göre yapılan
bütün yapılar da ister istemez kusurlu, sakat olur. Duyularımız
kesin olmadığı için onların ortaya koyduğu
hiçbir şey de kesin değildir.Peki ama bu ayrılıklar
karşısında doğruluk hükmünü kim verecek?
Bu parçada, “bilgi kuramı” ile ilgili olarak aşağıdakilerden
hangisine değinilmemiştir?
A) Bilginin doğruluk değerine
B) Duyu bilgisinin eleştirisine
C) Bilginin göreceli oluşuna
D) Bilginin kaynağına
E) Bilginin uygulanabilirliğine
(2008-ÖSS)

24.Descartes, mutlak anlamda kesin olan başlangıç doğrusuna ulaşabilmek için, doğru olduğu açık ve seçik bir biçimde bilinmeyen hiçbir şeyi doğru kabul etmemek gerektiğini düşünür. Kuşku duymayacağı açık ve seçik bilgiden hareket etmek ister. Bu nedenle her şeyden kuşku duymaya, yanlış ya da kuşkulu olması muhtemel olduğunu düşündüğü her şeyi reddetmeye karar verir. Ancak yine de kuşku duyamayacağı tek şey olduğunu söyler. Bu da kuşku duyduğundan kuşkuduymamasıdır.
Bu parçaya dayanarak Descartes’la ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi ileri sürülebilir?
A) Açık seçik bilgiye ulaşabildiği
B) Kuşkuyu sonuna kadar götürdüğü
C) Akıl bilgisini diğerlerinden üstün gördüğü
D) Doğuştan fikirlerinin var olduğunu kabul ettiği
E) Süjeden bağımsız nesneler dünyasının varlığını kabul ettiği
(2008-ÖSS)

25.Aristo'nun mantık konusundaki eserlerini ele alıp en ince noktalarına kadar gözden geçiren ve anlatan,bu nedenle Muallim-i Sani(İkinci Öğretmen)adıyla da tanınan Türk İslam düşünürü aşağıdakilerden hangisidir?
A)İbn-i Sina
B)Gazali
C)Farabi
D)Biruni
E)Mevlana
(1991-ÖYS)

26.Metodik şüphe,yanılgı ve önyargıları önlemek ve eleme yoluyla şüphe edilemez bir gerçeğe ulaşmak için her şeyden şüphe etmeye dayanır.Bu yolla kendinden hiç şüphe edilmeyen açık seçik bilgilere ulaşılır.Bu bilgilere dayanarak,hiç atlama yapmadan yine doğrulukları açık seçik olan öteki bilgilere adım adım geçilir.
Bu parçada sözü edilen görüş aşağıdaki düşünürlerden hangisine aittir?
A)Descartes
B)Bacon
C)Huma
D)Bergson
E)Kant
(1991-ÖSS)

27.İnsan her şeyin ölçüsüdür. Her şey, insana nasıl görünüyorsa öyledir. Rüzgâr üşüyen için soğuktur, üşümeyen içinse soğuk değildir.
Protagoras’ın bu görüşünün temelinde aşağıdaki düşüncelerden hangisi yer alır?
A) Her insan duyu bakımından farklı yaratılmıştır.
B) Deney yoluyla ulaşılan bilgilerin doğruluğunda şüphe edilemez.
C) Hiçbir şey var değildir; var olsaydı bile bilinemezdi.
D) Bir şeyin gerçek açıklamasına ulaşana kadar ondan şüphe edilmelidir.
E) Algıya dayanan bilgiler, algılayanın içinde bulunduğu duruma göre değişir.
(1992-ÖYS)

28.Bugün doğru dediğimiz bilgiye yarın yanlış demeye hazırlıklı olmalıyız. Euclid (Öklit) uzayı, Aristo mantığı, skolastik metafiziği yüzyıllar boyunca faydalı olmuşlardı. Fakat o zaman için faydalı olan bu görüşler, daha sonraki deneyimlerimiz için aynı ölçüde elverişli olmamıştır.
William James’in bu görüşüne temel olan düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A)Bilgiye ancak doğruyu aramaktan vazgeçildiğinde ulaşılır.
B)Doğruların değişmesi, yaşamın değişmesine neden olur.
C)Değişmeyen bilgilere ulaşıldığında faydalı bilgiye de ulaşılmış olur.
D)Kavramlar açık seçik tanımlanmadıkça doğruya ulaşılmaz.
E)Doğruluğun değerini belirleyen, o gün için sağladığı faydadır.
(1993-ÖYS)

CEVAPLAR:
1-D 11-C 21-D
2-A 12-A 22-B
3-E 13-A 23-E
4-D 14-C 24-A
5-C 15-B 25-C
6-C 16-E 26-A
7-B 17-B 27-E
8-B 18-A 28-C
9-A 19-D
10-D 20-B

 
Forum » Paylaşalım ! » Ders Konuları & Anlatımlar & Ders Kitapları » Felsefe İle İlgili Çıkmış Sorular
Page 1 of 11
Search: